Düzce'nin Açılış Sayfası
Toplam Ziyaretçi :67004817 Aktif Ziyaretçi :14610 17 Ekim 2019 Perşembe
[13:12] PROF. ÇAKIR; ‘Şu an konuşurken deprem olabilir!’ -- [12:55] Dilber Ay’ın mezarı mı açılacak? -- [12:21] ‘Yanınızdayız Sayın Cumhurbaşkanım!’ -- [12:11] Esnafa bayrak dağıtacaklar! -- [12:02] ‘ENERJİMİZ YARINLARA’ yoluna Düzce ile devam etti! -- [11:42] Kuaför Ersin’den anlamlı bağış! -- [11:30] Trafik yükü köprü sistemi ile çözülecek! -- [10:54] Emniyetten öğrencilere bilgilendirme! -- [10:40] Çağatay; ‘Kırılma zamanı geldi’ -- [10:31] ‘Radyo yayıncılık eğitimi’ gerçekleştirildi! --
Bu sorulara cevap verin!
Hümeyra Yılmaz
Hastaneye 112 çağırmak!

Yazarın Diğer Yazıları :
Tarih:9.08.2019

 

   Bir hastane sabahından merhaba. Az sonra okuyacaklarınız kesinlikle hayal ürünü değildir, bir kurumla ve kişiler ile kesinlikle bağı vardır.

   Her şeyin gerçek ve yaşanmış olduğuna, inandığınız ve inandığım her şey üstüne yemin dahi ederim. Ki yemin etmeye ihtiyaç duyan bir insan asla olmadım.

*

   8 Ağustosun son saati. 65 yaşındaki annemin tansiyon 24. Düşmüyor ve ambulansı aradım. Derhal ambulans geldi, güler yüzlü, ilgili iki delikanlı indi ve tedaviye başladı. Saat 00:05 gibi hepimiz ambulans ile yola koyulduk. Annem basında çıkan haberler nedeniyle Düzce Üniversitesi Konuralp Araştırma ve Uygulama Hastanesi aciline gitmek istemediğini söyledi.

   Ki çok iyi de bir doktoru vardır orada...

   Telsizden gelen bilgiye göre annemin isteği uygun görülmedi ve bizi Üniversite Hastanesine götürdüler.

*

   Sonrası şöyle gelişti...

   112 ekibi ile acile girdik, annemin nereye yatırılacağı konusunda 5 dakika kadar bir istişare yapıldı.

   Sarı bölüme yollandık. Ben giriş yaparken, annemin nabız, tansiyon, serum işleri halledildi.

   Saat 00.25 itibari ile üniversite hastanesinin kontrolünde bir gece başladı. Ve 07:00 civarına kadar kadar sürdü.

   Bu süre içinde onlarca kez tansiyona bakıldı. Büyük tansiyon 240, 220, 196, 215, 190, 177, 146, 178, 175, 151, 154, 172, 156, 202 gibiydi. Bunlar not edilenler edilmeyenler annemin sağ kolunda tansiyon aleti nedeniyle oluşan morluklardan anlaşılır. E makine işte insan dokunmayınca, insaflı olmuyor.

*

   2 saat sonraydı.... Neden düşmüyor bu dendi, dedik, dil altına bir fısfıs sıkıldı. Hızlı bir düşüş oldu ve sonra yeniden yükselmeye başladı.

   Tabii tahliller yapıldı, MR, tomografi çekildi. Bunlarda sorun olmadığı söylendi. Sabaha tansiyon ilacının yeni doz ayarı için bir şeyler yapılacağı söylendi.

   E tabi orası acil, hastalar var. Yan yataktaki hastanın ultrasonunun çekilmesi lazım. Acilde çekilecekmiş, yattığı yerde. Görevli arandı ve neredeyse 1 saat sonra esneyerek ve yüzünde uyku izleriyle içeri girdi. Hakkını yemek istemem kibar ve ilgiliydi. Ultrasonu çekti. Gitti.

   Ayrıca ben ve acildeki herkes gördü ki, hastaları röntgen, MR. vs.ye götürecek bir personel bulmak çok zordu.

*

   Derken bulunduğumuz kısma elinde koca sesli ve gövdeli makinesi ile bir personel girdi. Nasıl mutsuz anlatamam. Ben burada yatanın, bu pamuğu buraya atanın,  diye dümdüz gittiği her halinden belli.

   Meğer bu kişi hem temizlik yapıyor hem hastaları Mr’a, röntgene taşıyor. Yani o da içinden küfretmeyip, sandalyeyi, sedyeyi hırpalamayıp ne yapsın? Her iş onda. Haaa paspasa da o geldi... “Bu suyu buraya kim döktü, çamur olmuş, pehhh peh” cümlesi dışından duyulanken, içinden besbelli “*lanet olsun dostum” diyordu.

   Hepimiz insanız. Orada çalışan, hizmet eden herkes insan. Robot değil.

   Elbet rahatsızlıkları yüze vurur ama konusuna hakim ve profesyonel olmak gerekmez mi. Sabırlı olmak gerekemez mi?

   Bu insanları bu hale getiren çalışma koşulları nedir?

   Ya da acilde hastaların ortasında kahkaha ile gülmeseler, müzik dinlemeseler, çekirdek çitlemeseler ne güzel olur değil mi!

*

   Saat 23:00 ve 02:00’lerden itibaren MR ve tomografi sonucu almak için bekleyen yaşlı insanlar vardı ve saat 05:17 olmuştu. İnanın bana ne bekleyenler neyi neden beklediğini anlıyordu, ne bekletenler konuyu çözebiliyordu.

   Annem açtı, üşüyordu, tek böbrekti ve bu büyük riskti. Defalarca anlattım bizi dinleyen iki genç insana, Dr. adaylarına, bize ne bir bilgi verebildiler, ne yol gösterdiler.

   Bir pike bile bulamadık acilde biliyor musunuz? Bir pike. Az sonra onunla ilgili de okuyacaksınız olanı.

*

   Doktorlar nerede dediğimdeyse ses yok. Doktorlar yorgundu, uykusuzdu.

   Başka türlü en güzel yıllarını bu meslek için okulda, o koca kitaplar arasında harcayan hiçbir insan nöbetinde uyumaz.

   Ha insan gibi çalışma saati olduğu halde uyuyorsa eğer zaten, doktor olamazdı.

   İnsan gibi çalışma saatleri olmadığını düşünerek empati yaptım.

*

   Saat 06:00 gibi hasta haklarıyla ilgili bir yer var mı, ya da o saatte yetkili kim var, diye sormak için güvenliğe gittim. Sorunları anlattım. Pike! En basiti üşüyor, bir pike bulamıyoruz.

   Güvenlik görevlisi bir telefon açtı, pike istedi. Karşıdaki kişinin uykudan uyandığı belliydi. Sonra teli kapattı. Meğer kapanmamış. Gayet nazik bir biçimde “hanımefendi üzülmeyin halledeceğiz hemen” derken, o da ne, bir yerde küfürbaz adamın teki sövüyor, hem de ne sövmek.

.... .... ...... ... ...............

   Sizin anlayacağınız, telefonun hoporleri kazayla açılmış, pike istenen adam uyku sersemi bir gömüyor ki sormayın. Onu arayana, ve o pikeyi isteyen bana.

   İçim çok acıdı, gülümsedim.

   Annem üşüyordu hala. Hemşire hanımlara söyledim, “yok ki” dediler. “Kirlilerden örtelim” dediler, biri “olmaz çarşaf bakalım” dedi ve ayrıldı yanımızdan.

*

   Kantine gittim. 07:15’ten önce çorba yok. Tamam peki. Başka şeyler alarak geri döndüm.

   Annemin tansiyon hala 200’lerde... Dedim, “kalk gidiyoruz.” Dinlenmeye çekilen iki doktorumuz da geldi o sırada. Ve konuştuk.

   Onların robot olmadığını bildiğimi anlattım. Bu sistemin parçası oldukları için de üzüntü duyduğumu söyledim. Gerçek buydu.

   Bu zeki ve akıllı insanlar insani şartlarda çalıştırılmıyor, hastane ortamından gerilen hastalar ve aileler tarafından huzursuz ediliyordu.

   Ancak kimse kimseyle empati yapmıyor sahte bir kibarlık, bıkmışlık ve derin yorgunluk ile zaman öldürülüyordu.

   Bu sistemin kime hayrı vardı?

   Diz, dirsek, ömür çürütmüş, yıllarını vermiş ya da yeni mezun, idealist doktora mı, hemşireye, bakıcıya, personele, idareye mi?

   Bir tek insanı bile suçlu bulamadım. Bir tek insanın günahı yok.

   Ne acı değil mi, bu nasıl bir şey?

   Herkesin çırpındığı ama beraber battığı bir sistemin içinde idealler, canlar, umutlar ve güven duygusu heba.

   Bu hırs kime ait?! İçinde insan gücü olmayan bu koca binalar neye hizmet ediyor?

   Bu binalar tek dişi kalmış canavar gibi, olan insanı da öğütüyor.

   Ama annem.

   “Gidiyoruz” dedim.

   Ve çıktık.

*

   Tansiyon 220 civarı.

   Taksi yerine 112’yi aramayı düşündüm. Ancak bir hastaneden başka bir hastaneye kaçar gibi gitmek için ambulans istemek kayıtlara geçecek ve yaşadığım bu yer Düzce’m yine ulusal medyanın gündemine düşecekti. Çirkin bir haberle.

   Ben yaralamak istemiyorum ki!

   Ben empati, düzen, sistem istiyorum.

   Ben eşyalara değil insanlara özenilsin, cihaz kadar, koca taş binalar kadar, profesyonellere olanak sunulsun, insanların çalışma saatleri koşulları iyi olsun istiyorum. İstiyorum ki güven ve huzurla emanet olalım.

*

   Saat 07:30’a geliyordu sanırım.

   Düzce Devlet Hastanesine girdik. Tüm gecenin hikâyesini anlattım Genç doktora ve o müdahalesini yaptı. Üstüne bir pike verdiler...

   Biraz bir şeyler yedi.

   Bir saat içinde iki kez tansiyonu ölçtüler.

   Hem de insan eliyle, yorgun morarmış tenini incitmeden.

   Öneriler ve 13-8 tansiyon ile bizi eve uğurladılar.

*

   Şu anda uyuyor. O doğduğunda elektrik bile yoktu Türkiye’nin çoğu yerinde, milyonlarca insan gaz lambası ışığında sohbet ederdi. Ne ihtilaller, ne hükümetler, ne sanatçılar, ne afetler gördü. Ona öğretildiği gibi iyi bir vatandaş olmaya çalıştı hep. Çalışırken de yoruldu. Bir ömre sığar mı ki bunca dönüşüm. Sığdırdılar işte bizim büyüklerimiz. Bu dönüşüm içinde biraz sevgiyi, saygıyı haketmiyorlar mı? O üşüyen bedenine örtecek bir pikeyi mesela, ya da düzgün bir açıklamayı.

   Üstelik Türkiye Cumhuriyeti’nin bir üniversite hastahanesinde.

   Hasta- Hane yani?

   Ne demek bir fikriniz var mı!

*

   Bu yazıyı sıfır noktasından yazdım. İnsanlığın sıfır noktası. Uykusuzum, endişelim. Yazıdan sonrası için de endişeliyim. Annem sevdiği, o iyi Dr.’a bir daha gidemezse mesela... Ya da bu yazı yüzünden birileri incinir, incitilirse.

   Tek bir umutla yazdım; ya bir şeyler değişirse... Payım olursa.

   Sen bu tantanayı bir pike için mi yaptın, ben sana beş pike vereyim de sus bari diyen de olur belki!

   Olur olur.

   İçim acır, insanlığımız için.

   Kemal Sunal gibi gülümserim.

Peki, Senin Yorumun?
ali ihsan çelik  /  10.08.2019 - 00:22:55
 sayın hümeyra hanım sizin gibi bence binler hasta aynı muameleye uğruyor hepsinide ayrı ayrı dertleri şikayetleri oluyor ama maalesef yönetici konumundaki yetkililer neyin peşinde olduklarını anlamak mümkün değil bir pikeyi çok gören yetkili doktoru çağırıp tedaviyi yaptıramayan tıp ögrencileriyle acili idare eden yöneticiler işini düzgün yapmayan çalışanlar olduğu müddetçe bu hikayeleri dinlemeye devam edecek bence devam etmemesi için birileri çıkıp özür mü dileyecek yoksa olanları yok sayıp gülüp çekeklermi bu yazınız herşeyi gösterecek valimi başhekimi sağlık il müdürümü rektörmü siyasiler nasıl tepki verecekler merak ediyorum Allah şifalar uzun ömürler hayırlı yaşamlar diliyorum.
Hasan Tahsin  /  9.08.2019 - 21:28:16
 Güzel bir sistem eleştirisi olmuş.Size yakışan biçimde ele almışsınız.Bundan sonra önce ekmekler bozuldu yerine, önce hastaneler bozuldu diyeceğiz herhalde.
  Fatih Melih Maradit
Alın size birkaç öneri!
 
  Ayşegül Şenol Can
Vatandaşı adam yerine koymak!
 
  Ulviye Dikmen
HEİDİ NEDEN ÇIPLAK AYAKLI?
 
  Telat Çelik
KÖTÜLÜK!..
 
  Peri Meram Arbak
Işıtan Gündüz’ün Ardından
 
  Hümeyra Yılmaz
İyiler ayağa kalksın, toplum vicdanı yık
 
  Cemil Acar
NAMIK KEMAL İLKÖĞRETİM OKULU
 
  Nuri Çetin /Anılar ve Düzce
Ahde Vefa
 
  Aysel Dural
GERÇEK ENTELEKTÜEL!
 
  Erdal Pişken
KENDİN ÇAL KENDİN OYNA
 
  Özkan GÖZÜTOK
Haydi Akçakoca’ya
 
  Caner Besler
Başarı Basamakları
 
  Çöp Adam Hüsnü
Sizi rahatsız etmeye geldim!
 

  Serbay interactive
Düzce Reklam Ajansı
Düzce Web Tasarım Emlak8
© 2009 - 2019 Tüm Hakları Saklıdır.

  " Alın size birkaç öneri! " Yazısına...
 Akdeniz Recai
  Birde o başkanları bu oluşumlara azmettirecek bilgili, aklıselim seçmene vatandaşa ihtiyaç var! Tek başına mücadelenizin her zaman havada kalma riski var! Saygılarımla!
  " Özlü mahalle ziyaretlerini sürdürüyor! " Haberine...
 Sevgi
 Kalıcı konutlardaki mahalleleride ziyaret edeceğinizi umuyoruz.Özellikle otobüs,temizlik,ilaçlama konusunda mağduriyet yaşıyoruz ve çözüm üretmenizi bekliyoruz.
  " Alın size birkaç öneri! " Yazısına...
 Saime Cakmakci
 Gönlünüze sağlık ne güzel düşünmüşsünüz inşallah gerçekleştirirler temenni ediyorum
  " Alın size birkaç öneri! " Yazısına...
 Engin
  Önerileriniz ve eleştirilerinizde yerden göğe kadar haklısınız, sizin ve sizin gibi düşünenlerin sivil toplum örgütlerinde mutlaka ama mutlaka olması gerekiyor başarılar diliyorum kolay gelsin.
  " Alın size birkaç öneri! " Yazısına...
 Faruk
 Bunu yapabilecek kadar ileri görüşlü idareci Düzce Belediyesi yönetiminde var mı?
  " Alın size birkaç öneri! " Yazısına...
 Erman
 Ďüzceliler eskiden beri sizin bu yazdıklarınızı kavrayabilmiş insanları seçmek için bir araya gelemedi, genelde seyirci kaldı. Dolayısıyla da sonuç değişmedi.
  " Bu sorulara cevap verin! " Haberine...
 Muallim
 Milli eğitim müdürünü Düzceye öneren eski meb bakan yardımcısı, buna ön ayak olan da bir vekil.Ortaya koyduğu proje bir öğretmeni merkeze çektirip kitap yazdırmak ve adamın kitaplarını satmak, dahası düzce nin sorunlarına çare olmayacak yığınla trübün projesi.Yarayı bilmediği için merhem de olamaz.
  " Alın size birkaç öneri! " Yazısına...
 Orhan Gün
 sizi takdir ediyorum, okuyorum düzce için çırpınmalarınızı. ama bu düzceden ne köy ne kasaba olur. neresine el atacaksın ki. çarpık kentleşme modern mimariden yoksun binalar daracık yollar. yılan gibi kıvrılan şehrin göbeğinden geçen İstanbul caddesi. kıramadı bu kabuğunu DÜZCE maalesef.
  " NERESİNDEN TUTSANIZ!.. " Yazısına...
 F Sönmez
 Kaleminize sağlık. Yapılacak işlerde rant ve dar çevre görüşü esas alınırsa sonuç budur. Şu ana kadar ''Eskisi gibi olmayacak'' söyleminden öte yeterli anlayış değişikliği yok. 1-Yiyenin, yapanın yanına kar kalmamalı.Milletin parasını hortumlayanlardan hesabı sorulmalı. 2-Öncelikler doğru ele alınmalı. Halkın görüşü sorulmalı. 3-Halk beni seçti. Ben her şeyi yaparım mantığı bırakılmalı. En az elli yıllık bir öngörü olmalı. Halk yönetime katılmalı. Düzce Halkı seçimde eski gidişatı onayladı. Hiç yoksa Sayın Özlü eskisini kabul etmiyor. Bunun yeterli olmadığı görülüyor.
  " NERESİNDEN TUTSANIZ!.. " Yazısına...
 Ertuğrul Şen
 Işıklandırma Uzakdoğuda festivallerde yapılanların aynısı.Düzceye yakışmıyor derhal kaldırılmalı
DÜ kadın çiftçilerle buluştu! DÜ kadın çiftçilerle buluştu!
  VATANDAŞLARDAN YORUM YAĞDI!
  ARAMIZDAN AYRILANLAR
  ARAMIZDAN AYRILANLAR
  Birleşik Metal’de Çelik güven tazeledi!
  Kapalı Pazaryeri çarşamba açılacak!
  ‘Esnafa sahip çıkmıyorlar!!!’
  2 DAKİKADA BUGÜN
  Düzce Tanıtım Filmi
  İlk seramik atölyesi açılıyor!
  Düzce'de bir ilk... Sanat severlerin hizmetine açıldı!
  İkinci üniversiteye yoğun ilgi!
  ‘Haydi, Düzce bayrak as’
  Yanmaz'dan anlamlı ziyaret!
  Raftingcilerden Harekata destek!
  Trafik kazası: 1 yaralı!
  ARAMIZDAN AYRILANLAR
  Özlü mahalle ziyaretlerini sürdürüyor!
  Özlü; 'Düzce'de ilkleri barındıracak'
  Çocuklar doyasıya eğlenecek!
  Yama çalışmaları devam ediyor!
  11.10.2019 - NERESİNDEN TUTSANIZ!..
  15.10.2019 - Alın size birkaç öneri!
  15.10.2019 - Bu sorulara cevap verin!
  10.10.2019 - Sesinizi çıkarmaya cesaretiniz mi yok?
  10.10.2019 - İstanbul Caddesinde değişim başladı!
  10.10.2019 - CHP'den Özlü'ye soru önergesi!
  11.10.2019 - Özlü mahalle ziyaretlerini sürdürüyor!
  17.10.2019 - Özlü mahalle ziyaretlerini sürdürüyor!