Düzce'nin Açılış Sayfası
Toplam Ziyaretçi :66539577 Aktif Ziyaretçi :13002 19 Eylül 2019 Perşembe
[17:57] 2 DAKİKADA BUGÜN -- [17:34] BAŞSAĞLIĞI VE TAZİYE - Düzce Cam -- [17:21] İddialar araştırılıyor! -- [17:13] BAŞSAĞLIĞI VE TAZİYE - 2. OSB -- [16:05] Gaziler Günü'nü kutladılar! -- [15:12] Balıkçıların umudu ekimde! -- [14:27] Amatör denizcilik eğitimi verildi! -- [14:22] Sekreterlere iletişim eğitimi -- [14:15] İstanbul Teknofest'te Düzce'yi temsil edecekler! -- [14:03] İki otomobil çarpıştı: 1 yaralı! --
Hümeyra Yılmaz
Hastaneye 112 çağırmak!

Yazarın Diğer Yazıları :
Tarih:9.08.2019

 

   Bir hastane sabahından merhaba. Az sonra okuyacaklarınız kesinlikle hayal ürünü değildir, bir kurumla ve kişiler ile kesinlikle bağı vardır.

   Her şeyin gerçek ve yaşanmış olduğuna, inandığınız ve inandığım her şey üstüne yemin dahi ederim. Ki yemin etmeye ihtiyaç duyan bir insan asla olmadım.

*

   8 Ağustosun son saati. 65 yaşındaki annemin tansiyon 24. Düşmüyor ve ambulansı aradım. Derhal ambulans geldi, güler yüzlü, ilgili iki delikanlı indi ve tedaviye başladı. Saat 00:05 gibi hepimiz ambulans ile yola koyulduk. Annem basında çıkan haberler nedeniyle Düzce Üniversitesi Konuralp Araştırma ve Uygulama Hastanesi aciline gitmek istemediğini söyledi.

   Ki çok iyi de bir doktoru vardır orada...

   Telsizden gelen bilgiye göre annemin isteği uygun görülmedi ve bizi Üniversite Hastanesine götürdüler.

*

   Sonrası şöyle gelişti...

   112 ekibi ile acile girdik, annemin nereye yatırılacağı konusunda 5 dakika kadar bir istişare yapıldı.

   Sarı bölüme yollandık. Ben giriş yaparken, annemin nabız, tansiyon, serum işleri halledildi.

   Saat 00.25 itibari ile üniversite hastanesinin kontrolünde bir gece başladı. Ve 07:00 civarına kadar kadar sürdü.

   Bu süre içinde onlarca kez tansiyona bakıldı. Büyük tansiyon 240, 220, 196, 215, 190, 177, 146, 178, 175, 151, 154, 172, 156, 202 gibiydi. Bunlar not edilenler edilmeyenler annemin sağ kolunda tansiyon aleti nedeniyle oluşan morluklardan anlaşılır. E makine işte insan dokunmayınca, insaflı olmuyor.

*

   2 saat sonraydı.... Neden düşmüyor bu dendi, dedik, dil altına bir fısfıs sıkıldı. Hızlı bir düşüş oldu ve sonra yeniden yükselmeye başladı.

   Tabii tahliller yapıldı, MR, tomografi çekildi. Bunlarda sorun olmadığı söylendi. Sabaha tansiyon ilacının yeni doz ayarı için bir şeyler yapılacağı söylendi.

   E tabi orası acil, hastalar var. Yan yataktaki hastanın ultrasonunun çekilmesi lazım. Acilde çekilecekmiş, yattığı yerde. Görevli arandı ve neredeyse 1 saat sonra esneyerek ve yüzünde uyku izleriyle içeri girdi. Hakkını yemek istemem kibar ve ilgiliydi. Ultrasonu çekti. Gitti.

   Ayrıca ben ve acildeki herkes gördü ki, hastaları röntgen, MR. vs.ye götürecek bir personel bulmak çok zordu.

*

   Derken bulunduğumuz kısma elinde koca sesli ve gövdeli makinesi ile bir personel girdi. Nasıl mutsuz anlatamam. Ben burada yatanın, bu pamuğu buraya atanın,  diye dümdüz gittiği her halinden belli.

   Meğer bu kişi hem temizlik yapıyor hem hastaları Mr’a, röntgene taşıyor. Yani o da içinden küfretmeyip, sandalyeyi, sedyeyi hırpalamayıp ne yapsın? Her iş onda. Haaa paspasa da o geldi... “Bu suyu buraya kim döktü, çamur olmuş, pehhh peh” cümlesi dışından duyulanken, içinden besbelli “*lanet olsun dostum” diyordu.

   Hepimiz insanız. Orada çalışan, hizmet eden herkes insan. Robot değil.

   Elbet rahatsızlıkları yüze vurur ama konusuna hakim ve profesyonel olmak gerekmez mi. Sabırlı olmak gerekemez mi?

   Bu insanları bu hale getiren çalışma koşulları nedir?

   Ya da acilde hastaların ortasında kahkaha ile gülmeseler, müzik dinlemeseler, çekirdek çitlemeseler ne güzel olur değil mi!

*

   Saat 23:00 ve 02:00’lerden itibaren MR ve tomografi sonucu almak için bekleyen yaşlı insanlar vardı ve saat 05:17 olmuştu. İnanın bana ne bekleyenler neyi neden beklediğini anlıyordu, ne bekletenler konuyu çözebiliyordu.

   Annem açtı, üşüyordu, tek böbrekti ve bu büyük riskti. Defalarca anlattım bizi dinleyen iki genç insana, Dr. adaylarına, bize ne bir bilgi verebildiler, ne yol gösterdiler.

   Bir pike bile bulamadık acilde biliyor musunuz? Bir pike. Az sonra onunla ilgili de okuyacaksınız olanı.

*

   Doktorlar nerede dediğimdeyse ses yok. Doktorlar yorgundu, uykusuzdu.

   Başka türlü en güzel yıllarını bu meslek için okulda, o koca kitaplar arasında harcayan hiçbir insan nöbetinde uyumaz.

   Ha insan gibi çalışma saati olduğu halde uyuyorsa eğer zaten, doktor olamazdı.

   İnsan gibi çalışma saatleri olmadığını düşünerek empati yaptım.

*

   Saat 06:00 gibi hasta haklarıyla ilgili bir yer var mı, ya da o saatte yetkili kim var, diye sormak için güvenliğe gittim. Sorunları anlattım. Pike! En basiti üşüyor, bir pike bulamıyoruz.

   Güvenlik görevlisi bir telefon açtı, pike istedi. Karşıdaki kişinin uykudan uyandığı belliydi. Sonra teli kapattı. Meğer kapanmamış. Gayet nazik bir biçimde “hanımefendi üzülmeyin halledeceğiz hemen” derken, o da ne, bir yerde küfürbaz adamın teki sövüyor, hem de ne sövmek.

.... .... ...... ... ...............

   Sizin anlayacağınız, telefonun hoporleri kazayla açılmış, pike istenen adam uyku sersemi bir gömüyor ki sormayın. Onu arayana, ve o pikeyi isteyen bana.

   İçim çok acıdı, gülümsedim.

   Annem üşüyordu hala. Hemşire hanımlara söyledim, “yok ki” dediler. “Kirlilerden örtelim” dediler, biri “olmaz çarşaf bakalım” dedi ve ayrıldı yanımızdan.

*

   Kantine gittim. 07:15’ten önce çorba yok. Tamam peki. Başka şeyler alarak geri döndüm.

   Annemin tansiyon hala 200’lerde... Dedim, “kalk gidiyoruz.” Dinlenmeye çekilen iki doktorumuz da geldi o sırada. Ve konuştuk.

   Onların robot olmadığını bildiğimi anlattım. Bu sistemin parçası oldukları için de üzüntü duyduğumu söyledim. Gerçek buydu.

   Bu zeki ve akıllı insanlar insani şartlarda çalıştırılmıyor, hastane ortamından gerilen hastalar ve aileler tarafından huzursuz ediliyordu.

   Ancak kimse kimseyle empati yapmıyor sahte bir kibarlık, bıkmışlık ve derin yorgunluk ile zaman öldürülüyordu.

   Bu sistemin kime hayrı vardı?

   Diz, dirsek, ömür çürütmüş, yıllarını vermiş ya da yeni mezun, idealist doktora mı, hemşireye, bakıcıya, personele, idareye mi?

   Bir tek insanı bile suçlu bulamadım. Bir tek insanın günahı yok.

   Ne acı değil mi, bu nasıl bir şey?

   Herkesin çırpındığı ama beraber battığı bir sistemin içinde idealler, canlar, umutlar ve güven duygusu heba.

   Bu hırs kime ait?! İçinde insan gücü olmayan bu koca binalar neye hizmet ediyor?

   Bu binalar tek dişi kalmış canavar gibi, olan insanı da öğütüyor.

   Ama annem.

   “Gidiyoruz” dedim.

   Ve çıktık.

*

   Tansiyon 220 civarı.

   Taksi yerine 112’yi aramayı düşündüm. Ancak bir hastaneden başka bir hastaneye kaçar gibi gitmek için ambulans istemek kayıtlara geçecek ve yaşadığım bu yer Düzce’m yine ulusal medyanın gündemine düşecekti. Çirkin bir haberle.

   Ben yaralamak istemiyorum ki!

   Ben empati, düzen, sistem istiyorum.

   Ben eşyalara değil insanlara özenilsin, cihaz kadar, koca taş binalar kadar, profesyonellere olanak sunulsun, insanların çalışma saatleri koşulları iyi olsun istiyorum. İstiyorum ki güven ve huzurla emanet olalım.

*

   Saat 07:30’a geliyordu sanırım.

   Düzce Devlet Hastanesine girdik. Tüm gecenin hikâyesini anlattım Genç doktora ve o müdahalesini yaptı. Üstüne bir pike verdiler...

   Biraz bir şeyler yedi.

   Bir saat içinde iki kez tansiyonu ölçtüler.

   Hem de insan eliyle, yorgun morarmış tenini incitmeden.

   Öneriler ve 13-8 tansiyon ile bizi eve uğurladılar.

*

   Şu anda uyuyor. O doğduğunda elektrik bile yoktu Türkiye’nin çoğu yerinde, milyonlarca insan gaz lambası ışığında sohbet ederdi. Ne ihtilaller, ne hükümetler, ne sanatçılar, ne afetler gördü. Ona öğretildiği gibi iyi bir vatandaş olmaya çalıştı hep. Çalışırken de yoruldu. Bir ömre sığar mı ki bunca dönüşüm. Sığdırdılar işte bizim büyüklerimiz. Bu dönüşüm içinde biraz sevgiyi, saygıyı haketmiyorlar mı? O üşüyen bedenine örtecek bir pikeyi mesela, ya da düzgün bir açıklamayı.

   Üstelik Türkiye Cumhuriyeti’nin bir üniversite hastahanesinde.

   Hasta- Hane yani?

   Ne demek bir fikriniz var mı!

*

   Bu yazıyı sıfır noktasından yazdım. İnsanlığın sıfır noktası. Uykusuzum, endişelim. Yazıdan sonrası için de endişeliyim. Annem sevdiği, o iyi Dr.’a bir daha gidemezse mesela... Ya da bu yazı yüzünden birileri incinir, incitilirse.

   Tek bir umutla yazdım; ya bir şeyler değişirse... Payım olursa.

   Sen bu tantanayı bir pike için mi yaptın, ben sana beş pike vereyim de sus bari diyen de olur belki!

   Olur olur.

   İçim acır, insanlığımız için.

   Kemal Sunal gibi gülümserim.

Peki, Senin Yorumun?
ali ihsan çelik  /  10.08.2019 - 00:22:55
 sayın hümeyra hanım sizin gibi bence binler hasta aynı muameleye uğruyor hepsinide ayrı ayrı dertleri şikayetleri oluyor ama maalesef yönetici konumundaki yetkililer neyin peşinde olduklarını anlamak mümkün değil bir pikeyi çok gören yetkili doktoru çağırıp tedaviyi yaptıramayan tıp ögrencileriyle acili idare eden yöneticiler işini düzgün yapmayan çalışanlar olduğu müddetçe bu hikayeleri dinlemeye devam edecek bence devam etmemesi için birileri çıkıp özür mü dileyecek yoksa olanları yok sayıp gülüp çekeklermi bu yazınız herşeyi gösterecek valimi başhekimi sağlık il müdürümü rektörmü siyasiler nasıl tepki verecekler merak ediyorum Allah şifalar uzun ömürler hayırlı yaşamlar diliyorum.
Hasan Tahsin  /  9.08.2019 - 21:28:16
 Güzel bir sistem eleştirisi olmuş.Size yakışan biçimde ele almışsınız.Bundan sonra önce ekmekler bozuldu yerine, önce hastaneler bozuldu diyeceğiz herhalde.
  Fatih Melih Maradit
YÜREK MESELESİ VE AKİF!
 
  Ayşegül Şenol Can
KADIN OLMAK
 
  Ulviye Dikmen
Şehrin öyküsünü yazacak yürek olmalı!
 
  Telat Çelik
ÖZLÜ
 
  Peri Meram Arbak
Işıtan Gündüz’ün Ardından
 
  Hümeyra Yılmaz
İyiler ayağa kalksın, toplum vicdanı yık
 
  Cemil Acar
Nazmi Çiloğlu ve Necmi Hoşver
 
  Nuri Çetin /Anılar ve Düzce
Baki kalan bu kubbede hoş bir sada imiş
 
  Aysel Dural
20 KURUŞ DEYİP GEÇME!
 
  Erdal Pişken
KENDİN ÇAL KENDİN OYNA
 
  Özkan GÖZÜTOK
Haydi Akçakoca’ya
 
  Caner Besler
Başarı Basamakları
 
  Çöp Adam Hüsnü
Sizi rahatsız etmeye geldim!
 

  Serbay interactive
Düzce Reklam Ajansı
Düzce Web Tasarım Emlak8
© 2009 - 2019 Tüm Hakları Saklıdır.

  " TÜRKKAN; ‘Düzce’de doktor açığı varken, neden doktorları gönderdiniz?’ " Haberine...
 Ebru
  Doktor açığı olmasa ne olacak üniversite hastanesi deneme yapıyor orada anjio dan adam öldü kaç kere bir doktor asistana iş yaptırıyor. Eğitimi vermeden he yetmedi devlette bir işlem yapıyor kırık işi yamuk yapıyor üniversite düzeltmeye ameliyat neden şikayetçi olamıyoruz imza atıyoruz. Allah büyükten önce yasanın değişmesi ve hatta para aldıkça susmayı öğrenen paşalar para verdikçe dertten kurtulanlar denetleme deyip bir hafta önceden haber almak yani ülkede denetleme yok ki hiçbir alanda. sonra o yok bu yok değil insanlık yok önce. seçimleri doğru yapacaksın sonra yasaları değiştirebilecek. Değiştirirken halktan onay alınacak en önce ve sonra sistem oturacak ve oturan sistemde aç yine aç kalsın. maaş artsın ama faiz işlesin her yerde ekmekte bile zihniyeti de kalksın valla kimse o kadar hastaneye gitmez.
  " Sanki kalp krizinden ölenler suçlu… " Yazısına...
 Sevim
  Düzceliler secim yaparken yanlış yaptılar yıllardan beri ayni yanlışı tekrarlıyorlar bir türlü akıllanmıyorlar yazıklar olsun Düzcelilere. Bende Düzceliyim yurt dışında yaşıyorum her sene Tatile geliyorum bu seneki kadar pis bakımsız Düzce görmedim saygı yok Belediye diye bir şey yok Doktor yok hastaneler başı boş Allah Düzce’de insani hasta yapmasın.
  " Sanki kalp krizinden ölenler suçlu… " Yazısına...
 Enver
  Ben Düzceliyim İSTANBUL da yaşıyorum DÜZCE'DE hiç bir ilerleme yok yeni terminal WC. Kapısı mahkûm kapısı gibi çevre düzenlemesi yok buralardaki Arkadaşlarım nasıl bir yer orası diyorlar üzülüyorum.
  " Sanki kalp krizinden ölenler suçlu… " Yazısına...
 Arif
  Düzceliler hemşerilerimiz siz kaşındınız bol kepçe oy verince nasıl olsa bunlar çantada keklik dediler ver şehadet şerbetini cennete gidecek dediler.
  " Er; ‘Ulaşım sürecindeki ÇALIŞMALARI TAKİP EDECEĞİZ’ " Haberine...
 Sevinç
  En iyisi belediye bütün otobüsleri kaldırsın, dolmuş sistemine geçsin biz dolmuşa bineriz saatlerce duraklarda otobüs beklemeyiz.
  " Sanki kalp krizinden ölenler suçlu… " Yazısına...
 Hasmet
 Sanki onların başlarına gelmeyecek.
  " Sanki kalp krizinden ölenler suçlu… " Yazısına...
 Sevda
 Pes artık.
  " Sanki kalp krizinden ölenler suçlu… " Yazısına...
 Devrim
  Doktor yok ekipman alet yok o yok bu yok mevcut olanında başka yere gönder, resmen bizle dalga geçiliyor ve vekiller cik cek ceğizlı türetme halindeler ne var elde hiç ne olacak yine hiç, yazıklar olsun.
  " TÜRKKAN; ‘Düzce’de doktor açığı varken, neden doktorları gönderdiniz?’ " Haberine...
 Nuh
  Düzce halkı verdiği oyun hesabını sormalı hastanesine sahip çıkmalı.
  " ARAŞTIRMA KOMİSYONU NE OLDU? " Yazısına...
 Engin
  Bravo Metin Köseer,o komisyonu çalıştırmazlar, umudumuz Düzce’yi tanıyan Düzceli sağduyulu yerel basında.
Anaokulu çocuklarınızı geleceğe hazırlıyor! Anaokulu çocuklarınızı geleceğe hazırlıyor!
  HOŞVER; Eksikleri tamamlayın sonra konuşun!
  HASTANELERİMİZ YETERSİZ!
  Veteriner İşleri Müdürlüğüne inşaat teknikeri!
  2014’de 181 Milyon olan borç 5 senede 477 Milyona nasıl çıktı?
  Sanki fazlamız varmış gibi şimdi de doktorlarımızı gönderiyorlar!..
  ÖZLܒNÜN ACI GÜNÜ!
  BAŞKAN ÖZLÜ TEK TEK AÇIKLADI!
  TÜRKKAN; ‘Düzce’de doktor açığı varken, neden doktorları gönderdiniz?’
  HOŞVER; ‘HAZMEDEMİYORUM!...’
   ‘Bu yanlıştan bir an önce dönülmeli’
  Düzce'deki hastanelerin durumu ulusal basında!
  Sigara boykotu Düzce’ye de sıçradı!
  ARAMIZDAN AYRILANLAR
  Kalp krizinden korunmak için ne yapılmalı?
  Şifalı su mühürlendi!
  Avrupa İkincisi Düzce’den!
  Sofuoğlu: ‘Pisti tamamlamanın vakti geldi’
  2 DAKİKADA BUGÜN
  Geleneksel Tıp anlatıldı!
  ARAMIZDAN AYRILANLAR
  16.09.2019 - 2014’de 181 Milyon olan borç 5 senede 477 Milyona nasıl çıktı?
  18.09.2019 - TÜRKKAN; ‘Düzce’de doktor açığı varken, neden doktorları gönderdiniz?’
  13.09.2019 - Veteriner İşleri Müdürlüğüne inşaat teknikeri!
  13.09.2019 - YÜREK MESELESİ VE AKİF!
  16.09.2019 - Kalp krizinden korunmak için ne yapılmalı?
  18.09.2019 - ARAŞTIRMA KOMİSYONU NE OLDU?
  19.09.2019 - Sanki kalp krizinden ölenler suçlu…
  18.09.2019 - HOŞVER; Eksikleri tamamlayın sonra konuşun!
  16.09.2019 - HASTANELERİMİZ YETERSİZ!
  12.09.2019 - ‘Bu yanlıştan bir an önce dönülmeli’