Düzce'nin Açılış Sayfası
Toplam Ziyaretçi :67456858 Aktif Ziyaretçi :38856 17 Kasım 2019 Pazar
[17:05] VATANDAŞ ŞİKAYETÇİ! 'Kaldırımları biz yıkadık' -- [16:22] Seyir halindeki halk otobüsü yandı! -- [11:33] ‘Güvenli internet güvenli eğitim’ konferansı! -- [11:00] Global Girişimcilik Haftasını kutladı! -- [10:42] Kazada yaralanan 2 kişi hayatını kaybetti! -- [18:08] SOKAK RÖPORTAJI... Keşke Düzce'de olsa dediğiniz bir şey söyleyin -- [17:15] 2 DAKİKADA BUGÜN -- [15:52] İkinci taksit için son tarih 29 Kasım Cuma! -- [15:18] Keşir, bütçe komisyonunda konuştu: Çiftçilerin borçları ertelenmeli! -- [15:19] Kabak ve Kestane Şenliği tarihi belirlendi! --
Ulviye Dikmen
HEİDİ NEDEN ÇIPLAK AYAKLI?

Yazarın Diğer Yazıları :
Tarih:28.09.2019

 

   Birçoğumuzun, özellikle de çocukluğunu 80’ler ve 90’larda yaşayanların severek takip ettiği çizgi film kahramanı, Alp Dağları’nın sevimli kızı Heidi’yi hepiniz bilirsiniz.

   Peki Heidi yaz kış neden hep çıplak ayakla dolaşıyordu? Hiç düşündünüz mü? İlk akla gelen, Heidi’nin özgür ruhundan dolayı ayakkabı giymeyi kendisinin istemediği yönünde. Ancak gerçek hiç de öyle değil, hatta şok edici... Heidi bir köle çocuktur ve dönemin İsviçre yasalarına göre köle çocuklar ayakkabı giyemez...

   Orijinal hikayenin yaratıcısı Johanna Spyri, 53 yaşındayken yazdığı Heidi yoluyla, 80’lere kadar İsviçre toplumunda konuşulması tabu olarak kabul edilen çıplak ayaklı çocuklar hadisesine dikkat çekmiştir.

   Peki nedir bu olayın aslı? Heidi’nin gerçek hikayesi ne?

   Heidi’nin gerçek hikayesi Verdingkinder diye anılan çıplak ayaklı çocuklar, amiyane tabirle köle çocuklar ile başlıyor.

   İsviçre’de gayri meşru olarak dünyaya gelen, anne babası hapiste olan, suç işlemiş yahut kimsesiz kalmış çocuklar kilise papazları tarafından onlara bakabilecek kişilerin yanına yerleştiriliyor ya da bir başka deyişle satılıyorlardı.

   Toplum tarafından dışlanan bu çocuklar çiftliklerde çalışmaları için kiralık olarak verilir veya şehir, kasaba merkezlerinde kurulan çocuk pazarlarında ev işlerinde kullanılmak üzere satışa çıkarılırlardı.

   Çocuklar satın alındıklarından itibaren onları satın alan kişinin vesayetinde sayıldıkları için, başlarına gelen dayak, işkence, taciz ve hatta tecavüz vakalarıyla hiç kimse ilgilenmezdi. Çünkü bu çocuklar toplumun gözünde iyi bir ailenin yanına yerleştirilerek kurtarılmış sorunlu çocuklardı ve şikayet etmek yerine kurtarıldıkları için sadece minnettar olmalıydılar!

   Ahırda hayvanlarla yatıp kalkmaya layık görülen, çuvaldan elbiseleriyle sadece ekmek yedirilen bu çıplak ayaklı çocuklar, uzun yıllar boyunca İsviçre halkı tarafından kanıksandı, hatta öyle ki, birçok aile bu çocukların ayakkabılı “normal” çocuklardan ayırt edilmesinde kolaylık sağladığından zavallı çocukların çıplak ayakla dolaşmasının daha uygun olduğunu düşünmekteydi!

   İsviçre toplumunun üstü kapalı olarak işlediği bu kölelik sistemi, ilk bakışta çok uzak bir tarihe ait kötü bir anı gibi geliyor, ancak İsviçre’de Verdingkinder denilen bu kölelik sistemi, inanması güç bir şekilde 1981 yılına kadar tam olarak yasaklanmadı!

   Daha da kötüsü, İsviçre devletinin şu an bazıları hala hayatta olan bu insanlardan resmi olarak özür dilemesi ise ancak 2013 yılında mümkün oldu.

   İsviçre toplumunun garip bir şekilde kanıksadığı ve tepkisiz kaldığı bu olaya yükselen ilk sesler ancak yabancılardan geldi. Bir Rus doktorun, çalıştırıldığı çiftlikte ağır ve yoğun tecavüzlere uğrayan ve bunun sonucunda hayatını kaybeden bir erkek çocuk için resmi rapor hazırlaması bu olaya yükselen ilk seslerden biridir.

   Bu tür vakalarda doktorlar çoğunlukla ölü çocuğun ölüm sebebini görmezden geliyor ve üstünü kapatıyordu. Yani doktorun yaptığı bu eylem hiç rastlanan bir durum değildi. Sonuç olarak Rus doktorun hazırladığı bu rapor otoriteler tarafından dikkate alınmadı ve doktor farklı milliyeti yüzünden dışlandı. Bu olaydan sonra bazı kadın örgütleri ve sendikalar da çocuk kölelerin durumuna karşı seslerini yükselttiler. Ayrıca bazı yazarlar da bu olaya karşı tavır aldılar.

   Kendisi de Verdingkinder adı verilen kölelik sisteminin kurbanı olan yazar Carl Loosli, annesi ve babasını doğru dürüst göremeden 11 yaşına kadar çiftliklerde çalıştırılıp tacizlere uğramıştı. Yazarlık yaptığı dönemde başına gelenlere sessiz kalmadı ve bu konu üzerine yazılar yazdı.

   Ne yazık ki, İsviçre’nin tabu olarak kabul ettiği ve kanıksadığı bir sisteme çomak sokmaya çalıştığı için yazdıkları hiç bir zaman ciddiye alınmadı ve yaşadığı dönemde değer görmeyen bir yazar olarak kaldı. Ayrıca ünlü ressam Albert Anker de İsviçre yaşamını yansıttığı tablolarında çokça bu çıplak ayaklı çocuklara yer vererek, görmezden gelinen bu gerçeği tablo meraklısı zengin zümrenin önüne sermeyi amaçlamıştır. (Alıntı)

   Sevgili Melek Çağatay’ın bizlerle paylaştığı bu öyküyü ben de sizlerle paylaşmak istedim...

   Bu gün de, pek de yabancı olmadığımız böylesi düzenlere karşı çıkma cesaret ve sorumluluğu taşıyan insan yüreklerine teşekkür ediyor bu düzenlerin tümüyle kalkması için hepimizin bu duyarlığı ve yürekliliği göstermesi gerektiğine inanıyorum...

   Umut ve sevgimle.. Teşekkür ederek…

Peki, Senin Yorumun?
  Fatih Melih Maradit
‘BEN YAPTIM OLDU’ MANTIĞI!..
 
  Ayşegül Şenol Can
SINIRLARI AŞMAK
 
  Ulviye Dikmen
BİRLİKTE BİR YAŞAM MÜMKÜN!
 
  Telat Çelik
BİT PAZARI!
 
  Peri Meram Arbak
Işıtan Gündüz’ün Ardından
 
  Hümeyra Yılmaz
VİCDAN ENGELİ
 
  Cemil Acar
DÜZCE ULAŞIM MASTER PLANI
 
  Nuri Çetin /Anılar ve Düzce
KANAYAN YARA ‘DÜZCESPOR’
 
  Aysel Dural
Galatasaray’ın renkleri neden sarı kırmı
 
  Erdal Pişken
KENDİN ÇAL KENDİN OYNA
 
  Özkan GÖZÜTOK
Haydi Akçakoca’ya
 
  Caner Besler
Başarı Basamakları
 
  Çöp Adam Hüsnü
Sizi rahatsız etmeye geldim!
 

  Serbay interactive
Düzce Reklam Ajansı
Düzce Web Tasarım Emlak8
© 2009 - 2019 Tüm Hakları Saklıdır.

  " SOKAK RÖPORTAJI... Keşke Düzce'de olsa dediğiniz bir şey söyleyin " Haberine...
 Bayram
  Önüne gelen park yeri açmış çoğu kacak çalıştırıyor belediye tarafından park yerleri acilsin saatine göre park parası uygulansın beş dakikalığında bir günlüğünde park parası veriliyor yanlış. Yollar zaten dar önüne gelen yol kenarlarını park yerine dönüştürmüş her park yerinin yanında iki adam duruyor insanlar dar yerlere hapis etmişler. Düzce’nin Turaplar ve Otluoğlu köyü ne zaman belediyeye geçecek. Yakın köylerinde tuvalet kuyuları askı usulden iki metre kuyu kaz sineklik oluyor ne zaman kanalizasyona sahip olacak. Düzce’den Şaguş’a gidiş gelişli yol olması lazım yollar çok dar. Yine yakın köyleri ne zaman doğal gaza sahip olacak.
  " SOKAK RÖPORTAJI... Keşke Düzce'de olsa dediğiniz bir şey söyleyin " Haberine...
 Neriman
  Yürüyüş yolları olan sadece ağaçlar olan parklar.
  " SOKAK RÖPORTAJI... Keşke Düzce'de olsa dediğiniz bir şey söyleyin " Haberine...
 TC Serpil
 Daha sık otobüs seferleri, düzgün yollar, kenarına araba park etmemiş yollar, kalıcı konuttaki çocuklara sosyal aktivite sağlayacak yerler, sokaktaki uyuz hayvanların tedavi edilmesi, şu karasineklerin toptan yok edilmesi.
  " SOKAK RÖPORTAJI... Keşke Düzce'de olsa dediğiniz bir şey söyleyin " Haberine...
 Bayram
 Düzce’nin Traplar köyü ile Otluoğlu ne zaman Düzce’ye bağlanacak.
  " SOKAK RÖPORTAJI... Keşke Düzce'de olsa dediğiniz bir şey söyleyin " Haberine...
 Süleyman
 Keşke depremden önceki Düzce olsa. Çünkü çok değişti.
  " SOKAK RÖPORTAJI... Keşke Düzce'de olsa dediğiniz bir şey söyleyin " Haberine...
 Ersin
 Adliye ile hastane arasın da tramvay hattı ve doktor ihtiyacı var.
  " SOKAK RÖPORTAJI... Keşke Düzce'de olsa dediğiniz bir şey söyleyin " Haberine...
 Muharrem
  Yapboz işlerini bırakın planlı yapın yıkmayın paraya da emeğe de yazık doktor eksikliği büyük sorun.
  " SOKAK RÖPORTAJI... Keşke Düzce'de olsa dediğiniz bir şey söyleyin " Haberine...
 Neriman
 Köpekleri dışlamayan insanların olduğu bir şehir olsa.
  " SOKAK RÖPORTAJI... Keşke Düzce'de olsa dediğiniz bir şey söyleyin " Haberine...
 Nuri Sakalsız
  Düzce aklı başında tek bir iş yapılsın istiyorum.
  " SOKAK RÖPORTAJI... Keşke Düzce'de olsa dediğiniz bir şey söyleyin " Haberine...
 TC Emine
 İyi doktorlara ihtiyaç var birde güzel Düzce’mizi yapboz tahtası yapmayın mahalle aralarında gezen başıboş köpeklerde bir çözüm bulunsun on onbeş tane birlikte geziyorlar korkuyoruz.
Depremin ‘yarım bıraktığı’ bedenler hayata tutundu! Depremin ‘yarım bıraktığı’ bedenler hayata tutundu!
  Belediyeden anında müdahale..
  Kaldırım çalışmaları sürüyor!
  Gücünüz bu çocuklara mı yetti? Yazıklar olsun!..
  Temizlik çalışmaları sürüyor!
  Gürcistan Büyük Elçisi Düzce’de!
  Depremin ‘yarım bıraktığı’ bedenler hayata tutundu!
  Keşir, mecliste Düzce depremini anlattı!
  SOKAK RÖPORTAJI... Keşke Düzce'de olsa dediğiniz bir şey söyleyin
  Kent Konseyi Kadınları da fidan dikti!
  Özlü de fidan dikti!
  Aradan 20 yıl geçti!
  Açık yeşil projesi ile boş arsalar değerlenecek!
  ARAMIZDAN AYRILANLAR
  Gençlerin müzik yapması NEDEN RAHATSIZ EDİYOR?
  Zabıtadan bu kez müzik yapan öğrencilere müdahale..
  Su arıtma tesisinin haftalık bakımı yapıldı!
  ARAMIZDAN AYRILANLAR
  ‘Biz Düzce’yi yeşillendirmek için çalışıyoruz’
  Asar Projesi hazırlanıyor!
  İstanbul Caddesinde park yasağı başladı!
  16.11.2019 - SOKAK RÖPORTAJI... Keşke Düzce'de olsa dediğiniz bir şey söyleyin
  13.11.2019 - Zabıtadan bu kez müzik yapan öğrencilere müdahale..
  10.11.2019 - İşte Kalıcı Konutlar’ın yeni ismi!
  10.11.2019 - İSTANBUL CADDESİ YAZ-BOZ TAHTASINA DÖNDÜ
  11.11.2019 - EEE Burası Düzce, OLUYOR BÖYLE!
  12.11.2019 - Açık yeşil projesi ile boş arsalar değerlenecek!
  15.11.2019 - Gençlerin müzik yapması NEDEN RAHATSIZ EDİYOR?
  11.11.2019 - 20 yıl önceki depremin izleri silindi!
  11.11.2019 - Depremin ‘yarım bıraktığı’ bedenler hayata tutundu!
  15.11.2019 - İstanbul Caddesinde park yasağı başladı!