Düzce'nin Açılış Sayfası
Toplam Ziyaretçi :72885802 Aktif Ziyaretçi :10599 27 Eylül 2020 Pazar
[16:55] İYİ Partili Gençler çöp topladı! -- [16:27] Yığılca Kaymakamı Kurt, turizm bölgelerini inceledi! -- [16:14] Palamut bollaştı, fiyatlar düştü! -- [16:05] Vali Atay tarihi Ceneviz Kale yolu asfalt çalışmalarını inceledi! -- [21:40] Bakan Yardımcısı Alpaslan kazı alanını inceledi! -- [19:37] Turistik yerlerde inceleme yaptı! -- [19:26] Çamköy mevkiinde çıkan yangın kısa sürede söndürüldü! -- [19:01] Hafif ticari araç elektrikli bisiklete çarptı: 2 yaralı! -- [18:39] 10 yıllık su sayaçları değişiyor! -- [18:25] Mezarlıklar koruma altına alınıyor! --
Ulviye Dikmen
BÜTÜN DERTLERİ TOKLARIN VİCDANINA YÜKLEMEK

Yazarın Diğer Yazıları :
Tarih:11.08.2020

 

   Bugün yaşanan kadına şiddetin süre gittiğini, yıllar önce bir dahiye bir devrimciye uygulanan şiddetle örneklemek için, "bütün dertleri tokların vicdanına yüklemek olan" müthiş kadın ROSA LUXEMBURGUN yaşamından kısaca alıntılarla konu etmek istiyorum kendisine olan saygımla...

DEVRİMİN KIRMIZI GÜLÜ ROSA LUXEMBURG

   5 Mart 1871 yılında Polonya'da doğdu.

   Lise yıllarında okurken "Bütün dertleri tokların vicdanına yüklemek" istiyordu.

   Siyasi eylemlere katıldığı için aranırken bir saman yığını içinde Polonya'dan kaçmak zorunda kaldığında on sekiz yaşındaydı.

   Zürih Üniversitesi'nde felsefe bölümüne kaydını yaptırdıktan sonra matematik ile doğa bilimleri derslerine de girmeye başladı.

   Enternasyonal Kongresi'nde delege kalabalığının arasından sıçrayıp, konuşurken daha iyi anlaşılmak için bir sandalyenin üzerine çıktığında yirmi iki yaşındaydı.

   1898 yılında Almanya'da kalabilmek için sahte bir evlilik yaptı.

   Aynı yıl Alman Sosyal Demokrat Partisine katıldı.

   2 Haziran 1898'de hiçbir parti yöneticisinin gitmeye yanaşmadığı Yukarı Silezya'ya gittiğinde yirmi yedi yaşındaydı. İşçiler onu çiçeklerle karşılıyordu. Gittiği her yerde toplantı salonları tıklım tıklım dolu olmasına karşın, dışarıda kalanların sayısı içeridekilere göre daha fazla oluyordu. İnsanlar pencerelere yığılmış devrimin ışıldayan önderini dikkatlice dinliyorlardı. 

   Marksist hareketin devlerinden Bernstein'ı, toplumsal devrimi yadsıyan görüşlerini içeren kitabına karşılık yazdığı "Sosyal Reform mu, Devrim mi?" adlı yapıtıyla paçavraya döndürdüğünde yirmi sekiz yaşındaydı. Clara Zetkin, "Un çuvalı Bernstein'ı silkeleyip pudrasının havaya uçmasını" sağladığı için ona yazdığı mektubunda kendisine övgüler yağdırıyordu.

   İkinci Enternasyonal'in Amsterdam Kongresi'nde Fransız devrim hareketinin önderlerinden Jaures'in Kautsky ile onu alaya alarak eleştirdiği konuşmasını bitirdiğinde, konuşmasını Fransızca'dan Almanca'ya çevirecek hiçbir kişinin olmadığı görüldüğünde, kürsüye çıkarak yoğun alkışlar eşliğinde ve Jaures'in teşekkürleri arasında çeviriyi o yapıyordu.

   Yetenekleri saymakla bitmiyordu. Almanca, Fransızca, İngilizce ile Rusça'yı ana dili gibi biliyordu. Tarih, ekonomi politik, dünya edebiyatı, resim, heykel, müzik, jeoloji ve botanikle ilgileniyordu. On iki bitki bilim kitabı yazmıştı.

   Bir mektubunda "Hep olağanüstü güzel ve durmadan yer değiştiren bulutları seyrediyorum. Kendimi şu küçük gelin böceğinden daha önemli görmüyorum. Yüreğim ufacık olma duygusu ile dolup taşarken, kendimi sözle anlatılamaz biçimde mutlu hissediyorum." diyecek kadar da alçak gönüllüydü.

   1904 yılında bir yazısında imparatora hakaret ettiği gerekçesiyle üç ay hapis cezasına çarptırıldı. Altı hafta hapis yattıktan sonra imparatorun affıyla salıverildi. Bu affı tanımadığını, cezası bitene kadar yatacağını söylemesine karşın, zorla cezaevinden dışarı atıldı.

   1905 yılında Rusya'da işçiler Çar'a karşı ayaklanınca, devrim hakkında yazmak yerine devrim yapmak için Polonya'ya döndü. Ancak kısa sürede yakalandı. Yargılandıktan sonra kefaletle özgür bırakılınca Finlandiya'ya kaçtı.

   1906 yılında Finlandiya'dan Almanya'ya döndü.

   1907 yılında Jena Kongresi'nde yaptığı konuşmadan ötürü iki ay hapse mahkûm edildi. Hapisten çıktıktan sonra ekonomi politik ve tarih dersleri vermek üzere parti okulunda öğretmenliğe başladı.

   1910 yılında Frankfurt'a yedi bin kişinin önünde konuşuyordu. Konuşması sık sık alkışlarla kesiliyordu. "Bugün hiç yılmadan proletaryanın en geniş kesimlerine konuyu tüm çıplaklığıyla anlatmalı, yığınların kendi gücüne olan inancını uyandırmalı, mücadele enerjisini güçlendirmeli ve sosyalizmin tohumlarını yaymalıyız. Gerisini tarihin bizimle beraber akışına ve sosyalizm yürüyüşümüzün her aşamasında var olan zafer tutkumuza bırakabiliriz -hem de önümüze hangi engel çıkarsa çıksın!" diyordu.

   1913 yılında başyapıtı Sermaye Birikimi'ni, inanılacak gibi değil, dört ayda yazıyordu. Üstelik taslağa bir kez bile göz atmadan yayıncıya gönderiyordu.

   1914 yılında yargılanırken yaptığı savunmasında: "Savcı kelimesi kelimesine dedi ki, buraya not ettim: Benim derhal tutuklanmamı talep ediyormuş, çünkü "sanığın kaçmaması gerçekten akıldışı bir şey olur"muş. Başka sözlerle şu anlama geliyor bu: Eğer ben, yani savcı bir yıl hapis yatmak zorunda kalsaydım, hemen kaçardım. Evet. Bay Savcı, size inanıyorum, siz kaçardınız. Ama bir Sosyal Demokrat kaçmaz. Eylemlerine sahip çıkar ve vereceğiniz cezalara güler. Ve artık hakkımda hükmünüzü verin." diyerek siyasi düşüncelerinden ödün vermez tavrıyla öne çıkıyordu. 

   28 Temmuz 1914'de Cihan Savaşı başladı. Alman, Fransız ile Avusturyalı Sosyal Demokratlar, savaş harcamalarından yana oy kullanarak, savaşı ve kendi hükümetlerini desteklediklerini duyuruyorlardı. O, devrimci hareketlerin bu ihaneti karşısında Komünist Manifesto'nun "Bütün ülkelerin işçileri, birleşin!" sözünü,  "Bütün ülkelerin işçileri barışta birleşin, savaşta birbirinizi boğazlayın!" diye değiştiriyordu.

   1915 yılında yeniden tutuklandı. 1916 yılının başlarında özgürlüğüne kavuştuğu gün, bine yakın kadın, ellerinde ekmek, pasta ve çiçekle onu karşılıyordu.

   1 Mayıs 1916'da Karl Liebknecht'le birlikte Berlin'de önderlik ettikleri gösteride meydan "Kahrolsun savaş!" sloganıyla çınlıyordu.

   10 Temmuz 1916'da yeniden tutuklandı. 8 Kasım 1918'de Alman Devrimi onu kurtarana kadar cezaevinde kaldı.

   11 Kasım 1918'de Leo Jocgihes, Karl Liebknecht, Franz Mehring, Clara Zetkin'le birlikte Spartaküs Birliği'ni kurdu.

   Öldürülmeden bir gün önce Kızıl Bayrak'ta "Sizi budala zaptiyeler! Yarından tezi yok, kıyamet günü kopmuşçasına, tüm tantanasıyla, en ummadığınız yer ve anda devrim karşınıza yeniden çıkacak ve haykıracaktır: Vardım, varım, varolacağım!" diye yazıyordu.

   15 Ocak 1919'da kafasına isabet eden bir kurşunla öldürüldü. Cesedi aylar sonra kanalın birinde tanınmayacak halde yüzerken bulundu. Cesedini sekreteri ve yakın dostu Mathilde Jacob üzerindeki giysilerine bakarak tanıyabildi.

   Cenazesine büyük bir kalabalık katıldı. Dev cenaze alayının önünde bahriyeliler ve hâki gömlekli askerler yürüyor, onların arkasından yoldaşları ve en sonda da işçiler geliyordu. 13 Haziran 1919'da kendisiyle aynı gece kurşuna dizilerek öldürülen Karl Liebknecht'in mezarının yanı başına gömüldü. Bir yoldaşı cenaze töreninde yaptığı konuşmasını Heinrich Heine'nin şiiriyle bitirdi: "Ben kılıcım, ben alevim./ Karanlıkta size ben ışık verdim ve savaş başladığında öne atıldım,/ en ön saflarda çarpıştım."

   Mezarı kızıl bayraklarla kapatıldı.

   Franz Mehring'e göre o, Marks'tan sonra gelen en mükemmel beyindi. Lenin onu "O bir kartaldı ve hep öyle kalacaktır ." diyerek anıyordu. Clara Zetkin onun için "Bütün hayatını ve bütün varlığını sosyalizme adadı. Kendisini sadece trajik ölümünde değil, fakat bütün hayatı boyunca, her gün, her saat, yıllar boyu süren bir mücadelede sosyalizme hasretti... O, keskin bir kılıç, canlı bir devrim aleviydi" diye yazıyordu.

   Rosa, yaşamını adadığı sosyalist devrime ilişkin düşüncelerini şöyle dile getiriyordu:

   "Devrim muhteşem bir şeydir, başka her şey zırvalıktır."                                           

   Yararlanılan Kaynaklar:

1. Spartakistler Ne İstiyor?, Rosa Luxemburg, çev. Ragıp Zarakolu, İstanbul: Belge Yayınları, 2012.

2. Rosa Luxemburg, Annelies Laschitza, çev. Levent Bakaç, İstanbul: Yordam Kitap, 2008. 

3. Bir Mektup Ustası Rosa Luxemburg, Gilbert Badia, İstanbul: Pencere Yayınları, 1999.

4. Rosa Luxemburg, Peter Nettl, çev. Osman Akınhay, İstanbul: Everest Yayınları, 2003.

5. Rosa Luxemburg, Elzbieta Ettinger, Yayına Hazırlayan Deniz Zarakolu, İstanbul: Belge Yayınları, 2008.

6. Rosa Lüksemburg, Tony Cliff, çev. Metin Fırtına, İstanbul: Z Yayınları, 1998.

Peki, Senin Yorumun?
  Fatih Melih Maradit
'DAHA NE OLSUN' DİYECEĞİZ AMA!..
 
  Ayşegül Şenol Can
KAHVALTI HABERLERİ
 
  Ulviye Dikmen
Mehmet Arif Kıdıman’ı sonsuzluğa uğurlad
 
  Telat Çelik
DÜZCE VALİLİĞİ
 
  Peri Meram Arbak
Pandeminin İzleri; Göğüs Hastalıkları Uz
 
  Hümeyra Yılmaz
DÜZCE VİCDAN MUHASEBESİ
 
  Cemil Acar
SEZEN AKSU
 
  Nuri Çetin /Anılar ve Düzce
Ahi Evran
 
  Tarık Şahin
Virüsler davranışlarımızı kontrol edebil
 
  Aysel Dural
Galatasaray’ın renkleri neden sarı kırmı
 
  Doç. Dr. Yusuf Aydın
Gebelik sürecinde tiroid hormonlarında g
 
  Erdal Pişken
KENDİN ÇAL KENDİN OYNA
 
  Özkan GÖZÜTOK
Haydi Akçakoca’ya
 
  Caner Besler
Başarı Basamakları
 
  Çöp Adam Hüsnü
Sizi rahatsız etmeye geldim!
 

  Serbay interactive
Düzce Reklam Ajansı
Düzce Web Tasarım Emlak8
© 2009 - 2019 Tüm Hakları Saklıdır.

  " 'DAHA NE OLSUN' DİYECEĞİZ AMA!.. " Yazısına...
 Serpil Çırakoğlu
 Kalıcıkonutlar yeni adıyla Bahçeşehir 12.bölgeye de bir çare bulurlarsa evet belediye çalışıyor diyeceğim. En tepede su deposunun yan tarafındaki ağaçlık içkicilerin serserilerin yatağı haline geldi. Yine hemen karşısındaki ana caddedeki parkın kenarına denk gelen cadde arabalarla doluyor gelen çöpünü orada bırakıp gidiyor. Caddede park halindeyken gece geç saatlerde gürültülü müzik açıyor sık sık da kavga çıkarıyorlar. 11.bölgedeki yokuşun her iki tarafındaki yola beton bloklar yerleştirildi görüntü kirliliğinden başka işe yaramıyorlar aracını park etmek isteyen o blokların biraz ilerisine parkediyor. Yani beton bloklar çözüm olmadı. Parkın içi ayrı sorun akşam belli saatlerden sonra serseri yatağı haline geliyor. Şimdiye kadar kim belediye başkanı olduysa konutlarla ilgilenmedi.
  " 'DAHA NE OLSUN' DİYECEĞİZ AMA!.. " Yazısına...
 Kemal kaya
 Düzcespor destek bekliyor
  " 'DAHA NE OLSUN' DİYECEĞİZ AMA!.. " Yazısına...
 hikmet neğuç
 birde küçük melen saray yeri tokuşlar çakırlar arası melen yatağı taş duvarlarla su kanalını yapıyorlardı durdu. neden durdu. bu melen yatağı ve asar suyu bentlerle yükseltilerek kayıklarla gezinti yapılabilinir. yan yollara büfeler parklar çay bahçeleri yapılarak düzce güzelleştirilebilinir. örnek eskişehir porsuk çayı gibi
  " 'DAHA NE OLSUN' DİYECEĞİZ AMA!.. " Yazısına...
 hikmet neğuç
 cumhuriyet caddesinin devamı olan 3.5 klm çamköyü toki arası 5 yıldır yol açıldı stablize şeklinde duruyor. bahane para yok. düzce belediyesi isterse orayı hurdalarıyla yapar ve düzce ereğli istanbul arası trafiğini oldukça da rahatlatır. oradaki yer sahipleri de yerlerini değerlendirir
  " ÖNLEM ALINMAZSA KUM FIRTINALARINA HAZIR OLUN! " Haberine...
 GÜLER.E.
 teşekkür ediyorum bir okur olarak dünyanın geleceği bilimsel olayların gelişimi insanların bilinçlendirilmesi, geleceğimizin pek parlak olmadığı bu dünyada cahil toplumu bilinçlendiren haberler yapın. siyaseti bırakın o bunu demiş şu bunu demiş düzce olarak düzceyi marka yapalım en azından biz Türkiye'ye örnek olalım bizi yöneten idarecilere sesleniyorum . bırakın birbiriniz yemeyi yoksa çok geç olacak.
  " Mehmet Arif Kıdıman’ı sonsuzluğa uğurladık " Yazısına...
 Ayşegül Şenol Can
 Çok üzüldüğüm bir kayıp oldu mehmet arif'in ölümü ve annesi Emine Abla Aşık veysel'in dediği gibi "sen bir kere gittin bense hergün uğurluyorum seni" der gibi bakıyor dünyaya kolay değil bir evladını kaybetmek, kardeşleri soner ve ışıl'ın, abisi Ali'nin başı sağolsun mehmet abinin ruhu şad olun..Arif'in ruhu şad olsun Allah rahmet eylesin..o iyi evlat ve iyi bir ağabeydi..
  " Sokak hayvanlarının tedavi ve bakımları yapılıyor! " Haberine...
 ulviye dikmen
 Rehabilitasyon merkezi çok güzel bir kazanım Düzce sokak yaşayanları için ama lutfen gerekeni daha fazla ve canların yaşamını kurtarmak için daha fazla yapmak gerek bizlerden ne beklenirse yardımcı olmak görevimiz
  " Mehmet Arif Kıdıman’ı sonsuzluğa uğurladık " Yazısına...
 Zafrt İSMİÇOĞLU
 Kalemine sağlık abla.Duygular ortak...
  " Mehmet Arif Kıdıman’ı sonsuzluğa uğurladık " Yazısına...
 Murat batur
 Ölümü ile bizlerı onanmaz bir üzüntüye sevk eden evladımızın böyle bir göreve gönüllü gitmesi ve süreci uzatma talebinde bulunması ayrı bir hüznün gerekçesi olabilir mi,hayata tutunabilmek adına hep mücadele eden ve yaşam şartlarının bedeli altında sosyo ekonomik ezikliğin bir bedeli sermayesini can yapan insanlardır.bu güzel ve saygın evladımız da bu bedeli canı ile ödemiştir.kahpe ve şerefsiz insanların insani yardım aracına çapraz ateş açarak katliam yapması ise muhataplarımızın ne tiyniyette olduğunu göstermektedir . Şehidimiz,garibimiz nurlar içinde uyuşun.arkasında binlerce boğazı düğümlenmiş düzcelinin göz yaşı ve duası var .
  " Şehidin cenazesi yarın defnedilecek! " Haberine...
 ulviye dikmen
 Sevgili arkadaşımız Gıdımanın oğlu Mehmet e uğurlar olsun yıldızlar yoldaşı olsun
Döngelli imamı hem cemaatin hem gençlerin takdirini topluyor! Döngelli imamı hem cemaatin hem gençlerin takdirini topluyor!
  Uyuşturucu operasyonlarında 4 kişi tutuklandı!
  Belediye Basın Bürosu kadrosunu güçlendirdi!
  Özlü; ‘Çocuklarımız daha ferah bir ortamda eğitimlerini sürdürecekler’
  Kapoğlu’na destek!
  Düğün ve nikah salonları denetlendi!
  Ceneviz Kalesi'nin yolu asfaltlanıyor!
  Uyuşturucu operasyonunda 1 kişi tutuklandı!
  Otomobilde uyuşturucuyla yakalanan 2 kişi tutuklandı!
  Devrilen zift yüklü tanker otomobile çarptı: 3 yaralı!
  Akçakoca’da palamut bereketi!
  Mimari eserler sergilenecek!
   ‘Tehdidin esas kaynağı Amerika’
  Pandemi gözlemcisi bulundurulması zorunlu hale getirildi!
  DEAŞ operasyonunda yabancı uyruklu 6 kişi yakalandı!
  DEVA Partisi’nin Cumayeri ve Gölyaka İlçe Başkanları belli oldu!
  Vali Atay yapımı devam eden Yığılca yolunu inceledi!
  Toplu ulaşımdan ücretsiz faydalanacaklar!
  İhtiyaç sahiplerine yardımlar sürüyor!
  Otomobilin motor kısmında yangın çıktı!
  Zabıtadan dilenci operasyonu!
  20.09.2020 - 'DAHA NE OLSUN' DİYECEĞİZ AMA!..