YİNE DEPREM; YİNE ACI!

  • 11.11.2020
  • Abone ol

 

   Yine deprem, yine can kayıpları, yine acı.  İzmir’de 30 Ekim 2020 tarihinde meydana gelen 7.0 büyüklüğündeki depremde, yaşamını kaybeden yurttaş sayımız 114 olarak belirtiliyor. (Depremin büyüklüğü konusunda tartışmalar var 6.6 mı 7.0 mı konusunda uzmanların vardığı sonuç 7.0 olduğu yönündedir.)

   Depremde 141 bina ağır hasar almış, 11 bina yıkılmış, 15 bina acil yıkılacak durumda olduğuna dair haberler var.

   Öncelikle başta İzmir’de meydana gelen deprem olmak üzere tüm depremlerde ucuz can pazarında yaşamını yitiren yurttaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına sabırlar dilerim.

*

   Deprem bir doğa olayıdır... Yerkürenin kendi içinde bir döngüsüdür. İnsan yerleşimlerinin deprem tarihine bakıldığında tarih sayfaları, depremler nedeniyle kaybolan uygarlıklarla doludur..

   Depremle birlikte yaşamanın zorunlu olduğunu öğrenen toplumlar, öncelikle barındıkları binaları, yaşadıkları şehirleri depreme karşı güvenli hale getirecek bir düzen kurmuşlardır.

   2020 yılında dünya genelinde yaşanan depremlere bakıldığında Örneğin;

   ABD de 22 Temmuz 2020 de 7.8 büyüklüğünde ve 19 Ekim 2020 tarihinde 7.6 büyüklüğündeki depremlerde “0” can kaybı,

   18 Haziran 2020 tarihinde Yeni Zelanda da 7.4 büyüklüğündeki depremde “0”can kaybı,

   23 Haziran 2020 tarihinde Meksika’da meydana gelen 7.4 büyüklüğündeki depremde “10” can kaybı varken,

   17 Temmuz 2020 de Papua Yeni Gine’de meydana gelen 7.0 büyüklüğündeki depremde “1” kişi yaşamını yitirmiştir.

*

   Ülkemizde ise durum nasıl olmuş bir bakacak olursak;

   24 ocak 2020 de Elazığ da meydana gelen 6,7 büyüklüğündeki depremde 41 yurttaşımız,

   30 Ekim 2020 tarihinde İzmir’de meydana gelen 7.0 (6.6) büyüklüğündeki depremde ise 114 yurttaşımızın hayatını kaybetmiş olması hepimiz için çok düşürücüdür.

   İçinde gelişmiş ekonomilere sahip ülkeler olduğu gibi bizimle aynı ya da daha kötü durumda olan ülkelere baktığımızda ülkemizde depremlerde can kayıplarının çok yüksek olmasının sebebinin sanıldığı gibi kader olmadığının en önemli kanıtıdır. Onlar için olmayan kader, bizler için neden olsun değil mi? O zaman iki elimizi başımızın arasına alıp bu işin sırrını çözmek çok da zor olmasa gerek.

   Düşünene tabiî ki…

   Her deprem sonrası konuşulan gibi yerleşime uygun olmayan bataklıklara alüvyon zeminlere dere yataklarına yapılmış binalar, doğru projelendirilmeyen binalar, yapı denetim hizmeti almamış binalar, imar aflarından faydalanan binalar, demirinden çimentosundan çalınan binalar, projesiz tadilatlar v.b. diye sıralanan bina yıkılma sebepleri konuşuluyor. Bina yıkılma sebepleri aynı, alınması gereken önlemler aynı..

   İnsan şöyle bir bakınca bunca yaşanan acıya rağmen hiç mi ders alınmaz diyor.

*

   Yine deprem nedeniyle toplanan vergilerin yerinde kullanılmadığını konuşmaktayız.

   Yine yapı denetim hizmetinin verilemediğinden konuşmaktayız.

   Yine imar aflarını konuşmaktayız.

   Yine gerçek sorumluların yargılanmasını konuşmaktayız.

   Yani 1999 depremlerinden bu yana hiçbir şey değişmemiş her şey olduğu gibi olanca denetimsizliği ile var olmaya devam ediyor.

*

   Depreme gerek olmaksızın kendi kendine yıkılan binaların çok olduğu bir ülke Türkiye..

   Bu konuda halen daha hafızalardan silinmemiş olan  Diyarbakır'da 1983 yılı Ocak ayında Hicret Apartmanı kendi kendine çökünce, içinde bulunanlardan 93 kişi yaşamını yitirdi.

   10 Ağustos 2000’de Mersin'de çöken 43 yıllık binada 2 kişi öldü.

   29 Ocak 2003 tarihinde İstanbul Beyoğlu'nda çöken eski bir binada 6 kişi öldü.

   2 Şubat 2004 tarihinde Konya Zümrüt Apartmanı, Kurban Bayramının 2. gününde  tarihinde 92 (9 aylık hamile kadının çocuğu ile birlikte aslında 93) kişiye mezar olmuştu. 

   12 Aralık 2006'da  Diyarbakır'da Kurdoğlu Askeri Lojmanlarında bir bina kısmen çöktü, 8 kişi öldü.

   4 Şubat 2007'de Diyarbakır’da 8 katlı bina çöktü. Apartman önceden boşaltılmış olmasına rağmen 5 kişi öldü.

   27 Şubat 2007'de İstanbul Zeytinburnu’nda kaçak olarak inşa edilen imar affıyla iskan izni alınan bina çöktü ve 3 kişi öldü.

   2 Ağustos 2008'de Konya’da bir kız yurdu yıkıldı. 17 öğrenci hayatını kaybetti.

   16 Eylül 2015'te Üsküdar'da bina başka inşaat nedeniyle çöktü 1 kişi öldü.

   3 Ocak 2017'de İstanbul Zeytinburnu’nda bina çöktü ve 2 kişi öldü.

   6 Şubat 2019 İstanbul'un Kartal’da bulunan Yeşilyurt apartmanı 8 katlıydı, bina kendiliğinden çöktü. 15 yurttaşımız hayatını kaybetti.

*

   Daha ne söylenmeli bilemedim.

   Deprem ve her sebeple olursa olsun bina çökmesi sebebiyle yaşamını yitiren vatandaşlarımız söz konusu olunca aklımızdan çıkartmamamız gereken temel hak yaşama hakkıdır.

   Anayasanın 56. Ve 57.maddeleri ile güvence altına alınan sağlıklı ve güvenli binalarda şehirlerde ve bir ülkede yaşama hakkının temelinde yatan ise doğru planlama ve denetimden geçtiğini unutmamalıyız.

  • Abone ol

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Burası Düzce Gazetesi (burasiduzce.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar (1)

  • ulviye dikmen
    ulviye dikmen
    11.11.2020 22:47

    Sevgili Ayşegül depremin birinci gününden bu güne unutmadığımız acıların , özlemlerin ve de umudun yürek gücümüzle yoldaşı olduk... İzmir de yaşanan deprem kızımın da orada yaşıyor olması nedeniyle ,aynı acıları bir kez daha yaşamak bana çok zor geldi. Doğanın gücünün biz insanlara uyarısıyla gereken dersleri almış olmanın umuduyla hepimize kolay gelsin sevgiler sana