HAYVAN HAKLARI YASASI

  • 19.02.2021
  • Abone ol

   Soğuk kış günlerinde aç ve susuz ve de çok üşüyen hiç istenmeyen hayvanlarımız için Yeşil Sol Parti eş sözcüleri Eylem Tuncelli ve Sinan Tutalın, Hayvan Hakları yasasını nasıl olmasının çok güzel anlatımını sizin bilginize sunuyorum.. 

**

HAYVAN HAKLARI YASASI HAKLARI GASP ETMİŞ DURUMDA! GERİ ÇEKİLMELİ VE HAKLI TALEPLER DOĞRULTUSUNDA ÇIKARILMALI!

   Türkiye de ilk olarak 2004 yılında gündeme gelen 5199 sayılı Hayvan Hakları Kanununda ki eksiklikler, yıllardır giderilememiştir.

   2012 den bu yana, her yıl düzenli olarak incelenmesine, üzerinde çalışıldığı belirtilmesine rağmen bir türlü, içermesi gereken dengelerle birlikte, kanun çıkarılamamıştır. Yeşil Sol Parti olarak TBMM' de görüşülmekte olan 5199 nolu yasanın mevcut şekliyle meclisten geçmesini kesinlikle onaylamıyoruz. Çünkü tüzüğümüzde ve ilkelerimizde türlerin eşitliği vardır. Tüm canlıların yaşam hakkı esastır.

   Hayvanlar da, insanlar gibi, duyulara ve bilince sahip farklı tür bireylerdir. Ancak koşullar eşit olmadığı ve kendilerini koruyamadıkları için, onların yaşam haklarını insan türünün savunması gerekmektedir.

   Yaşam alanlarını işgal ettiğimiz hayvanlar için yapabileceğimiz en önemli şey ciddi bir anayasal düzenleme ile hayvan ve haklarını güvence altına almaktır.

   Ancak görünen o ki 5199 da yapılacak değişiklik ile,insan eliyle yapılan binalar, yollar ve fabrikalarca doğal yaşam alanları işgal edilen hayvanlar şehirlerden tamamen uzaklaştırılacak, buralara sığınan ve yiyecek aramaya gelen hayvanlar şiddete uğrayıp şehirden sürülecektir.

   Yeni yasa tasarısı ile evlerdeki hayvan sayısı yönetmeliklerle belirlenecek, istenirse evlerde beslenen, büyütülen evlat gibi bakılan hayvan sayıları kısıtlanacak, ev hayvanlarına el konulabilecektir.  

   Yeşil Sol Parti olarak diyoruz ki! İnsan özgürlüğünün hayvan özgürlüğü sağlanmadan sağlanamayacağı bilinmelidir! Hayvana şiddet uygulayanların sonra ki adımlarında çocuk, kadın ve erkeklere şiddet uyguladığı bilimsel bir gerçekliktir.

   Hayvan hakları için öncelikle onları mal gibi görmeyi bırakmalı, can olarak değerlendirmeliyiz. Hayvanlara zarar verenler, mala değil cana kastetmiş olarak değerlendirilmeli, insan canına kastedenlerle aynı kapsamda ceza almalıdır.

   Hayvana yapılan her tür şiddet, kabahat değil suç sayılmalıdır. İşlenen suçun kapsamına göre, en az 3 yıl,ertelemesiz hapis cezası olmalıdır. Sahipli-sahipsiz ayrımı ortadan kalkmalı, her bir hayvanın hakkı savcılıkta direkt aranabilmelidir.

   Aile, iş mahkemeleri olduğu gibi, ekoloji ve hayvan hakları mahkemeleri de olmalıdır. Hayvanlara yönelik şiddet toplumsal bir sorun olduğundan ilk eğitim aile de başlamalı, okullarda sürdürülmeli, medya ve görsel basında farkındalık yaratılmalıdır.

   Bu konu acil bir sorumluluktur. Bu sorumluluk bireyden çok seçilmiş hükümetlerin görevidir ve bu görev ivedilikle yerine getirilmelidir. Bireyler hükümetleri değil hükümetler bireyleri sorumlulukları için zorlamalıdır. Belediyeler tedavi, kısırlaştırma, rehabilite hizmetlerine yoğun bir şekilde devam etmeli, hayvana karşı suç işleyen tüm kurum ve kişiler ceza kapsamına alınmalıdır.

   Her il de bir hayvan hastanesi, her fakülte de bir veterinerlik bölümü oluşturulup, hayvan sağlığı hizmeti ulaşılabilir ve kamu tarafından takip edilebilir kılınmalıdır.

   Yasaklı ırk tanımı kaldırılmalı, el konularak bakım evlerine hapsedilmeleri önlenmelidir. Hayvanı kötüye kullanan, kurallara uymayan ebeveynler(sahipleri), üreticiler ve satıcılar ceza almalıdır. Bakımevlerinde el konulan yasaklı hayvanlar rehabilite edilerek, yuvalarına geri verilmeli ya da yuvalandırılmalıdır.

   Tüm hayvan ırklarının yaşam hakkı vardır. Yasaklı ırk kavramını ve bu hayvanların ölüme mahkum edilmelerini kabul etmiyoruz.

   Cami, okul, park, hastane gibi kalabalık yerlerde sokak hayvanı olmayacak denilen 6.madde tamamen kaldırılmalı, rehabilitesine dikkat edilerek, bir arada yaşam düşüncesine uygun bir alt yapı tesis edilmelidir.

   Hayvanat bahçeleri kapatılmalı, esir yaşam süren hayvanlar rehabilite edilerek, doğal yaşama geri dönüşe hazırlanmalıdır.

   Yunus parkları acil olarak kapatılmalıdır. Yunuslar eğlence ve oyun aracı olmamalıdır. Doğal ortamlarına bırakılmadan önce rehabilite edilmeli ve ardından evlerine bırakılmalıdır. Onların evleri, yurtları daracık eğlence havuzları değil okyanuslar ve denizlerdir.

   Sirklerde hayvan sömürüsüne son verilmelidir.

   Petshoplar da ayırım yapılmaksızın tüm hayvanların satışı yasaklanmalıdır. Fayton ve yük arabaları tamamen yasaklanmalıdır. Atlar doğal ortamlarına bırakılmadan önce rehabilite edilerek hazırlanmalı ardından doğal yaşamlarına kavuşturulmalıdır.

   Havai fişek kullanımı tamamen yasaklanmalı ve denetlenmelidir. Bu nedenle oluşan, doğa kirliliği ile canlı yaralanma ve ölümlerine son verilmelidir. Havai fişek gösterileri kuşların kalbini durdurmakta, sürüler halinde ölümlerine, kedi ve köpeklerde travmaya neden olmaktadır. Havai fişekler içerisinde bulunan kimyasallar hava, su ve toprak yoluyla tüm canlıların yaşam alanlarına bulaşmaktadır.

   Avcılık tamamen yasaklanmalı, turizm ya da spor adı altında işlenen cinayetler son bulmalıdır. Hayvan dövüşleri ve güreşleri yasaklanmalı, ağır cezai yaptırımlar uygulanmalıdır. Hayvan bahisleri ve hayvanların para kazanma amacıyla çalıştırılması, hayvanların sömürülmesi yasaklanmalıdır.

   Günümüz teknolojisi ile deneysiz çözüm üretmek mümkün iken, birçok canlının acılı ölümüne, esaretine neden olunmamalıdır. Deneyler yasaklanmalıdır.

   Kürk, ticareti ve üretimi yasaklanmalıdır.

   Hayvanlar yaşadıkları evler de evin çocukları, birer ferdi gibidir. Ama sağlıkları söz konusu olduğunda hiç bir güvenceleri yoktur ve tedavileri çok pahalıdır. Hayvan ebeveynlerine (sahiplerine) sağlık sigortalarından faydalanma kolaylığı sağlanmalı ve bu konu kanun da yerini almalıdır. Hayvan sevgisi, küresel iklim krizi ile birlikte eğitim olarak verilmeli, bitkisel beslenme özendirilmeli, hayvansal beslenmenin, iklim krizinde nasıl olumsuz bir etki yarattığı anlatılmalıdır.

   Çok yakın gelecekte su ve gıda krizlerinin gerçekleşebileceği anlatılmalıdır.

   Tüm hayvanların, hatta bitkilerin de duyguları olduğu bilimsel olarak kabul edilmiştir. Hayvanlar da insanlar gibi üzülmekte, strese kapılmakta, anne olmakta, yavrularını doğurmakta, korumakta, tehlikelerden korkmakta, aynı insanlar gibi şiddet gördüklerinde, canları yandığında acı çekmektedirler.

   Hijyen ortamlarda bakılan, bu ortamlara evler de dahildir, hayvanlara sayı sınırlaması getirilmemelidir. Evlerde aile bireylerinin sayısına sınırlama getirilemiyorsa, hijyeni sağlanmış evlerde hayvan sayısına da sınırlama getirilmemelidir.

   Hayvan hakları uluslararası sözleşmelerde layık olduğu yeri almalıdır. Biz Yeşil Sol parti olarak 5199 Sayılı Hayvan Koruma Yasasının Türk Ceza Kanunu kapsamına alınarak, Kabahatler Kanunu kapsamından çıkarılmasını ve toplumun vicdanında kabul gören bir şekilde tüm STK ve hayvan hakları koruyucu kurumlar, gönüllüler, ulusal / uluslararası ilgili kuruluşlar ve siyasi partilerce mutabakata varılarak yeni bir yasa oluşturulmasını ve bu yasanın geri çekilmesini talep ediyoruz.

   Her canlının, kendi türünün bireyi olarak kabul görüldüğü, özgür bir yeryüzü umudu ile...

   Eylem Tuncaelli  - Sinan Tutal  (Yeşil Sol Parti Eşsözcüleri)

  • Abone ol

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Burası Düzce Gazetesi (burasiduzce.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.